KUZULUK GÜNLERİ 7
Bu gün 12 Ağustos 2006 Cumartesi günü.
Bu güne yine sabah beş gibi normal olarak olmazsa olmaz olan yükümlülüğümüzü yerine getirerek başladığımız için hamdolsun. Yükümlülüğünden kurtulmuş insan rahatlığı ile birkaç saat daha uyku uyudum. Her zaman olduğu gibi gene Saide Nur’un çığlıkları ile uyandım. Bir süre sonra sakinleşince her sabah yaptığı gibi enge (yenge) sesi ile beraber bizim odaya girip kısa bir bakış atıp geri kaçtı.
Kalkıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra kahvaltımızı yaptık. Buranın en güzel anı dersem abartmış olmam. Çünkü hava çok güzel, serin ve biz balkonda kahvaltı yapıyoruz.
Kahvaltıdan sonra eşim balkonu ve odaları temizledi. Son olarak pansiyon sahibinin evinden aldığı elektrikli süpürge ile odaları temizleyip süpürgeyi yerine götürüyordu ki Saide Nur hemen peşine düştü ve gene enge (yenge) derken söylenenleri duymuyordu bile. Kısa bir bahçe turundan sonra dönüp balkona oturdular.
Ben pansiyondaki konforu beğenmedim, sahibinin tavırlarından rahatsızım ama gelen giden hiç bitmedi. Sürekli giden gelen oluyor. Belki ben pansiyon sahibinden rahatsız olduğum gibi o da benden rahatsızdır.
İkindi sonu her zaman olduğu gibi küvet saati gelmişti. Bu gün su bira fazla sıcaktı her zamandan çok terledim ve çıkışta gördüm ki her zaman olmadığı kadar vücudum kızarmıştı.
Dışarı çıktığımda Davut İstanbul’dan dönmüştü. Balkonda bir süre oturduk. Bu arada pansiyon sahibi yaklaştı yanımıza elinde bir kap ile. Yan komşuya kabın içinden uzattığı mısırı görünce anladım durumu. Sonra bize doğru yaklaştı ve hiçbir şey söylemeden masaya mısır kabını bırakıp gitti. Ben böyle bir durum ve tavırda bu mısırları yiyemezdim ve yemedim. İsteyip istemediğimizi sormalıydı düşünüyorum. Davut iki parça mısır yedi.
Bu arada ayrılış zamanımız konuşuldu ve pazartesi günü sabah ayrılma kararı verildi. Bu arada hemen bu akşam ayrılma veya Pazar sabahı çıkıp akşam İstanbul’a dönüş seçenekleri konuşuldu. Davut’a hesabı kesmesini söyledim. Hesabı kesip çarşıya çıktılar çocuklarla beraber.
Çarşı dönüşü Davut Pazar sabahı ayrılma seçeneğinin uygun olup olmadığını düşünmeye başladı. Ben daha önce de bu konuyu düşünmesini söylediğimden uygun olur dedim. Kalktı pansiyon sahibi ile görüşmeye gitti. Dönüşte söylediğine göre pansiyon sahibinin para iadesi hariç bizim ayrılmamıza sıcak baktığını öğrendik.
Bu arada Nuriye’nin ısrarları ile saat on bir otuzdan sonra Davut çocukları alıp akşam çarşıya gidince uğradıkları Lunaparka tekrar gitti. Çocukların en çok beğenip istedikleri Kuzuluk’taki eğlenceleri bu olsa gerek diye düşünüyorum. Çünkü buraya gelmeden önce de hep daha önce burada yaptıklarını anlattıklarına şahit olmuştuk.
Gene sıcak bir kuzuluk akşamı ile karşı karşıyaydık. Gece birkaç kere sıcaktan dolayı uykuya ara vermek zorunda kaldım. Sanırım tüm pansiyondakiler aynı sorunla karşı karşıya idiler.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home