yusuf yüce

2006/07/23

KÖTÜ ARKADAŞTAN KAÇMALI

İyi bir arkadaş, hem dünya hem de ahiret için büyük saadettir. Çok az bulunan bir hazinedir. Kişi iti bir arkadaşa sahip olunca, çok hamdetmelidir. Böyle bir arkadaş bulmak, hele bu zamanda çok zordur.

Kötü bir kimse ile görüşüp onu yola getirmek, çok faydalı ise de bu tehlikelidir. Çünkü, başkasını kurtarmak için çalışırken kendisi de o kötülüğe bulaşabilir. Evliyâ, İslâm büyükleri bir çok kötü ahlâklı kimseleri yola getirmişlerse de, bunu herkes yapamaz.

Kötülüğün bulaşması, yayılması çok kolaydır, süratli olur. İnsanları kötülüğe çekmek, otobanda ilerlemek gibi kolaydır. Çünkü nefis, kötülüğe çekmek için elinden gelen kolaylığı göstermektedir. İyiliğe çekmek ise, dikenli engebeli yolda ilerlemek gibi zordur. Çünkü nefis bu yolda ilerlememek için elinden gelen zorluğu gösterir. Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri buyurdu ki:

“Cüzzam çok bulaşıcı bir hastalıktır. Buna rağmen, sağlam bir insan, cüzamlı bir kişinin yanında yedi sene kalsa, aynı kaptan yese içse, bu kimseye cüzzamın geçmeme ihtimali vardır. Fakat bir binada kötü bir insan olsa, başka bir odada, dairede dahi kalsa, ondaki kötü huyların sağlam insanlara geçmeme ihtimali yoktur. Mutlaka geçer. Kötülükler çabuk yayılır, çünkü nefsimiz kötüdür.”

Bunun için kötü kimselerden aslandan kaçar gibi kaçmalıdır. Hatta, böyle kimseler aslandan daha tehlikelidir. Aslan nihayet insanın ölümüne sebep olur. İmanı varsa Cennete gider. Fakat kötü kimse, insanın imanını da çaldığından, hem dünyasını, hem de ahiretini mahveder.( Türkiye Gazetesi Takvimi)

ÇOCUK MÜCEVHERDİR

Çocuk; içinde sayısız cevherlerin saklı olduğu bir hazinedir. Elimizde biraz altın olsa, nereye nasıl saklayacağımızı bilemeyiz. Yarınımızın ümidi yavrularımıza, çok ana babalar, üç beş altın kadar sahip olmamakta, bu kıymetli cevherler elden çıkmaktadır. Bunun farkına varıldığında da iş işten geçmiş olmaktadır.

Çocukların kalbi temiz bir ayna gibidir. Karşısında olanı hemen kapar. Onun için onları, kötü arkadaşlardan uzak tutmalıdır. Kötülükten ve çirkin işten men etmelidir. İyi bir iş yaparsa taltif etmelidir. İstediğini yiyip, istediğini giymeye alıştırmamalıdır. Önce dinini, vatan sevgisini, millet sevgisini öğretmeli, kabiliyeti varsa ilim tahsil ettirmelidir. Yoksa kabiliyeti doğrultusunda bir sanat öğretmelidir. Ev idare edecek yaşa gelince de evlendirmelidir.

Bazı kimseler diyor ki:

“Çocuklara dinî terbiye vermek, onlara belli bir inancı aşılamak uygun değildir. Çocuk büyüyünce, inceleyip hangi inancı beğenirse onu tercih etsin!”

Hâlbuki dinimizde, çocuk terbiyesinden, anası babası mesuldür. Dikkat edilirse bu sözü ortaya atanlar, genelde Hıristiyan misyonerleri veya bunların tesiri altında kalmış, aydın görünmek isteyen birkaç zavallıdan ibarettir.

Misyonerler bu iddiayı ortaya atmakla birlikte, kendi çocuklarını daha doğumdan itibaren kendi dinî inançlarına göre, kiliseye götürüp vaftiz dedikleri dinî merasime tâbi tutarlar. Ondan sonra da küçük yaştan itibaren kendi inançlarına göre yetiştirmek için ellerinden geleni yaparlar. Hatta bunu en birinci vazife bilirler. Kendi çocuklarına bu derece din bilgisi vermeye çalıştıkları hâlde, Müslüman çocuklarının başıboş bırakılmasını istemeleri; onların asıl maksatlarının, Müslüman yavrularının dinsiz yetişmesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. ( Türkiye Gazetesi Takvimi)

BÜYÜKLERDEN ALTIN NASİHATLER

  • Güler yüzlü olmak, iman alâmetidir.
  • Herkesi şikâyet etmek kibirdendir.
  • Hizmetin esası tatlı dil, güler yüzdür.
  • Güler yüz ve tatlı dil bu asrın silahıdır.
  • Hizmet; vermekle olur, almakla değil.
  • Her sıkıntıya sebep, günah işlemektir.
  • Sen iyilik edersen, hep iyilik görürsün.
  • Doğru kitap okumak sohbetin yarısıdır.
  • Haram ile beslenen vücudu ateş yakar.
  • Gayemiz bir insanı ateşten kurtarmaktır.
  • Kibirliyi, ne Allah seviyor, ne kul seviyor.
  • Sen kulları seversen, Allah da seni sever.
  • İmansız ölmekten korkmayan, imansız ölür.
  • Sen eğer affedersen, Rabbin de seni affeder.
  • Ahirete faydası olmayan her şey dünyalıktır.
  • İnsanların iki zineti vardır:Edep ve tevâzu.
  • Ahirette her insan, her işinden sûal edilecektir.
  • Edep, kendini hep kusurlu, kabahatli bilmektir.
  • Hak teâlâ vermek istemeseydi, istek vermezdi.
  • İnsanın şerefi, ilim ve edep sahibi olmasıyladır.
  • Mütevâzı olan ne şikâyet eder, ne şikâyet edilir.
  • Edep çok güzel bir şey, kimde olsa beğeniliyor.
  • Her günü “ son gün”, her namazı “ son vakit” bil.
  • Kim günde 20 defa ölümü düşünürse şehit olur.
  • Bir harama “ ne güzel” diyen maazallah kâfir olur.
  • Her kim rast gele din kitabı okursa, imanı bozulur.
  • Asık suratlı ve çatık kaşlı olmak, şekavet alâmetidir.
  • Kim toprak gibi mütevâzı olursa, her nimete kavuşur.
  • Çok ihsanlara kavuşmaya sebep, anne baba duâsıdır.
  • Nerede bir ihtilâf, sıkıntı varsa, İslâm’a uymamaktandır.
  • Mümin; elinden ve dilinden kimseye zarar gelmeyendir.

( Türkiye Gazetesi Takvimi)

2006/07/03

KARNE GÜNÜ

22 Haziran 2006 Perşembe günü İstanbul Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 6-E sınıfı öğrencilerinden kurulda görüşülmesine gerek kalmayan öğrenciler karne alıyorlar.Ali ZORBA, Samet SONTAY, Ali YILMAZ,Yasin TEPECİK, Sedat YILMAZ,Yasemin ATAR, Cansu BALTACI, Büşra CENGİZ,Gizem NAZİLLİ.

KARNE GÜNÜ

22 Haziran 2006 Perşembe günü İstanbul Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 6-E sınıfı öğrencilerinden kurulda görüşülmesine gerek kalmayan öğrenciler karne alıyorlar.Yunus Emre TOPÇU, Samet SONTAY, Ali YILMAZ,Emre DİNÇ,Yasin TEPECİK, Sedat YILMAZ,Cansu BALTACI, Gizem NAZİLLİ, Emre KOÇMAN

ALİBEYKÖY OSMANLI PARKI

3 haziran 2006 cumartesi gunu Abdullah AKSOY ve izci ogrencileri piknikte.Yusuf YÜCE hamakta yılın yorgunluğunu atıyor herhalde.Bu arada Abdullah AKSOY ve öğrencileride ara sıra hamakta yorgunluk atarken görüldüler.

BELGRAT ORMANI

28 Haziran 2006 günü belgrat ormanında sabah kahvaltısı.Abdullah AKSOY, Ahmet BAYDAR, Muharrem BOSTANCI, ayakta duran Erdal AYDIN, resmi çeken Yusuf YÜCE.

BELGRAT ORMANI

28 Haziran 2006 günü belgrat ormanında sabah kahvaltısı.Yusuf YÜCE, Ahmet BAYDAR, Muharrem BOSTANCI, geri planda sırt dönük olarak ayakta duran Erdal AYDIN, resmi çeken Abdullah AKSOY.