yusuf yüce

2006/05/31

SİGARAYI BIRAKINCA

Sigarayı bırakınca neler oluyor:
  • 20 dakika sonra, kalp atışları düzene giriyor ve vücut ısısı sigara içmeyen insanla eşitleniyor.
  • 8 saat sonra, kandaki karbondioksitin % 95 i temizleniyor.
  • 24 saat sonra, kalp krizi riski azalıyor, sağlıklı insana yakın duruma geliyor.
  • 2 gün sonra, tat ve koku alma normal insan gibi hassaslaşıyor.
  • 3 gün sonra, nefes almak hissedilir derecede iyileşiyor.
  • 3 ay sonra, akciğerler % 30 daha fazla çalışıyor; içerisindeki kiri de atmaya başlıyor.
  • 1 sene sonra, kalp kafesinden hastalanma riski % 50 azalıyor.
  • 10 sene sonra, akciğer kanseri olma ihtimali hiç sigara içmeyen insanla denk oluyor.
  • 15 sene sonra, kalp ve tansiyon hiç sigara içmemiş gibi normalleşiyor.

FETİH

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,
Yürüyeceksin...Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan...
Yürü!...Hâlâ ne diye, oyunda oynaştasın!
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın...

AKSEMSEDDİN'İN FETİH MUJDESİ

İstanbul'un fethinin zorlandığı bir günde Fatih sultan Mehmed Han veziri Veliyüddin oğlu ali Paşayı Akşemsedin'e gönderdi.
"Kale feth olmak ve düşmana zafer bulmak ümidi var mıdır?" dedi.Şeyh cevap verip;"Muhammed ümmetinden bu kadar Müslümanlar ve gaziler bir kafir kalesine hücum edeler, İnşaallah feth olunur." dedi.
Padişah, bu kadar işaretle yetinmedi.Adı geçen veziri yine gönderdi:"Vaktini de tayin eylesin!" Akşemseddin murakabeye daldı.Mübarek yüzü güldü:
"Bu yılın Rebi'ul-evvel ayının 20. günü, seher vaktinde, ihlas ve gayretle filan taraftan yürüsünle.O gün feth ola, Konstantiniyye'nin içi ezan sesiyle dola!"
Bundan sonra, o gün o saat oldu.İslam askerine yürüyüş buyuruldu.Asker hisara hücum eyledi.Sultan Mehmed, Şeyh'i davet eyledi.Meğer Şeyh, sofulara tenbih etmiş ki. "Benim yanıma kimse gelmesin!"
Padişah, şeyh gelmeyince kalktı, Şeyh'in çadırına geldi. Çadırın kapısını aralayıp gördü ki, Şeyh namaza durup, secdeye varmış. Sarığı başından düşmüş.Saçını sakalını ve yüzünü toprağa bulamış.Gözünden yaş akar.Sofra kadar yer yaş olmuş, dua eyler.
Şey'in bu halini ve inleyişini görüp döndü, makamına geldi. Kaleye baktı.Gördü ki; İslam askerinin önünde, ak abalar giyinmiş bir grup hisara hücum ederler.Hemen o saat kale feth oldu.
Konstantiniyye feth olduktan sonra, Akşemseddin'i Sultan Mehmed Han arattı,bulunamadı.O günden sonra, Edirnekapı yakınında bir viranede, ibadet eder halde buldular.O zamandan beri o mahalleye Ak Şemseddin Mahallesi diye ad koydular.
"Menakıb-ı Akşemseddin" - Türkiye gazetesiTakvimi

2006/05/27

ADNAN MENDERES

1960 ihtilalinde Harbiye'de öğrenci idik.İhtilalde, başımızda bir binbaşı ile evrak tespitine götürüldük...Üzerinde Başvekil Adnan Menderes yazılı bir levha olan kapının önündeyiz. Arkadaşın birinin omuz darbesiyle kapı açıldı.Arama yapıyoruz...Bir ara makam masasında yere bir şey düştü. Baktım; bu bir Kur'an-ı Kerimdi. Tüylerim diken diken oldu...Hemen kitabı ve dolapta gördüğüm Menderes'e ait kravat ile beyaz bir mendili, kimseye göstermeden aldım.Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum...
Sonra, Menderes Harbiye'de mahkumken, biz de kapıda nöbetçiyiz.O derece eziyet ve sıkıntı çekmiş ki, bir harbiye öğrencisini dahi görür görmez, hemen ayağa kalkarak, ceketinin önünü düğmeleyip, esas duruşa geçiyordu...Nöbetçi iken yanına girdim.O asil ve kibar lisanı ile bana dedi ki:
- Buyur evladım, bir emriniz mi var?
O pırıl pırıl çehre, devamlı gülen yüz bir gül gibi solmuş, elmacık kemikleri belli olacak derecede zayıflamış, yanakları çökmüştü.Ben ondan daha fazla esas duruşa geçip, hüzünlü ve mahcup olarak cevap verdim.
- Asla efendim!..Emir değil, bir durumu size arz etmek için geldim.
- Buyrun! Sizi dinliyorum evladım!
- Efendim, odanızda yapılan aramada, sizin bir Kur'an-ı Keriminiz ile kravat ve mendilinizi alıp muhafaza ettim.Bunları size teslim edebilirim.
Dudakları titredi.Çukurlaşmış gözlerinde damlalar belirdi.Ve koskoca Adnan Mederes, boynuma sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlayarak dedi ki:
- Evladım, aranızda böyle imanlılar da var mıydı?Onları sana hediye ediyorum.Ananın ak sütü gibi helal olsun.Yalnız sizden bir istirhamım, bizim evden, okumam için, bana bir tane Kur'an-ı Kerim getirtebilir misin?
"Derhal efedim!" dedim. Ve çamaşır v.s. arasında bir de Kur'an-ı Kerim getirdim.Ağlayarak çok dua etti bana...
F. ÖZTÜRK (Türkiye Gazetesi)-Takvim yaprağından

HAYATTA KUCUK İPUCLARI

  • Para hakkında fazla konuşma!
  • Her gün 30 dakika yürüyüş yap!
  • Her yemekten önce ve sonra şükret!
  • Sağlık kuralları ve ilk yardımı öğren!
  • Her gün 6 bardak su içmeyi unutma!
  • Seni seven ve sevdiğin insanları koru!
  • Kendini ve başkalarını affetmesini bil!
  • İyilik etmenin etkisini asla küçümseme!
  • Sırrını açıklamadan önce iki defa düşün!
  • Keyifsizliklerini ve sinirliliğini açığa vurma!
  • Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme!
  • Kalem ve not defterini her zaman yanında taşı!
  • Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork!
  • Çocuklarını anlamaya çalış, yargılamaya değil!
  • Başarıya, huzura, sağlığa kavuşunca iyi değerlendir!
  • Evliliğini güzelleştirmek için her gün bir şeyler yap!
  • Kendine yapılmasını istemediğini hiç kimseye yapma!
  • Evliliğin başarısı: Doğru eş bulmak, doğru insan olmaktır!
  • Cesaretli ol, geçmişine baktığında yapmadıkların için üzül!
  • Anne-babanı ve eşini eleştirmek istediğin zaman dilini ısır!

YUZ KARASI

Beni şafak vakti bir el dürtükler,
"İdam mahkumu, kalk bekliyor savcı!"
Zindan avlusunda öter düdükler,
Bir güneş doğar ki zakkumdan acı.

İpten indirilir, yine uslanmam,
Bela...Bela bende yakıcı şehvet.
Bir olur ateşi görmemle yanmam,
Dipsiz uçurumda kaçolmaz davet.

Bak nasıl silinir bu yüz karası,
Elimde ölümü öldüren silah,
Alnımda toz pembe secde yarası,
Lügat kitabımda tek isim Allah...
(vefat yıl dönümünde) Necip Fazıl KISAKÜREK

OGRETMENİM OLMA BENİM

27 Mayıs günü ister istemez duyduğum bir sınıfta geçen öğretmen öğrenci diyaloglarını yazmak istiyorum.Bulunduğum yer cam kenarı hava sıcak cam açık olduğu için başka bir sınıfta konuşulanları istemesem de duymak zorundaydım.Daha sonra bunları not etmek istedim. Öğretmen ve öğrencilerin söylediklerini ayrı başlıkar halinde yazıyorum.Fakat hem öğretmen hem de çocuklar çok bağırıyorlardı.Bundan dolayı dikkatimi çekti.

ÖĞRETMEN:
  • Yeter artık susun.
  • Son gün bugün bari yapmayın.
  • Görmemişin bir telefonu olmuş.
  • Ya yeter yarım saattir konuşuyorsunuz.
ÖĞRENCİLER:
  • Hocam görmemişin telefonu olmuş.
  • Yok ya seninki.Seninki takoz.
  • Hocam matematik 5 olursa teşekkür alacağım.
  • Hocam arka sırada yangın var.
Burada nakledilenlerden daha fazla diyalog oldu.Bir ders boyunca öğretmen ve öğrenciler bağırıştılar.Ya da konuştuklarını sandılar.Ben böyle öğretmenim olsun istemezdim.

2006/05/26

MUHARREMİN KOPYASI

Sınıf arkadaşları,muharrem beyin kopyası,jonior muharrem gibi benzetmelerle ifade ediyorlar cam kenarındaki Talha İstanbullu'yu,yanında Yunus Emre Topçu,Yunus Baş ve bazı öğrenciler sınıf 6-E

SIRADAKİ

6-D sınıfı matematik dersindeyiz.Arasıra yaptığım yanlış yapılınca sıradaki numara tahtaya geliyor.Ahmet Yasin Yıldız önde ,Emre Şimşek arkada bir başkasının yapamadıklarını yapmasını bekliyorlar.Emrenin ellerinin cebinde olması resmedilmelerinin sebebi

AHMET BAYDAR


Sosyal Bilgiler öğretmeni Ahmet Baydar ve sınıf öğretmeni olduğu 7-A sınıfından Emre Tütüncü

6-B SINIFI

25 Mayıs 2006 matematik dersine girdiğimde tahtada görüldüğü gibi üç isim gördüm ve bu isimleri tahtaya çağırıp cezalarını verdim.İsimlerinin yanına resimlerini ekledim.Biliyorlar mı bilmiyorum? ben onları çok seviyorum,tüm öğrencilerimi olduğu gibi.
Ayrımsız,beklentisiz,karşılıksız.

2006/05/25

10 YİL SONRA

Bir hayalim var, çok istediğim,ümidim,beklediğim,eşiminde beraber olduğu bu hayalim emekli olduğum tahmini 10 yıl sonra emekli ikramiyemle Hac vecibemi yerine getirmektir.
Merak ediyorum Allah nasip edecek mi? O kutsal yerleri görecek miyim? Allah Rasülünün bulunduğu yerleri gezip,onun muhteşem ashabının mekanlarını görebilecekmiyim.Oralarda Allah' a şükür edip,Rasülüne,Ehline, Ashabına,İnanıp yolundan gidenlere,tüm geçmişime,kendime dualar edebilecekmiyim.Kabede namaz kılıp,Allah Rasülü'nün mescidinde ibadet ve dua yapabilecek miyim?
Allah'ım hem bana,hem eşime,hem tüm inananlara nasip eyle.

UNUTTUM MU?

Özlüyorum hem de çok büyük bir istek duyuyorum.
Gidemiyorum, çok özlem duymama,çok istememe rağmen köyüme gidemiyorum.
Çünkü günahlarım bu konuda önüme set çekmiş.Bu set köyde çocukluğumda ve gençliğimde yaşadıklarımdan kaynaklanıyor.
Bu set köyde yaşayan rahmetle andığım hep şükran duyduğum dedemin üç oğlundan küçük oğlunca çekildi biliyorum.
Fakat bu insana kinim yok,sevgim yok,saygım yok kısaca bu insan için tanımlayabildiğim bir hissim yok.
Rahmetli dedem yaşıyor olsa ve durumu görseydi ne derdi diye düşünüyorum.
Köyüme gidemeyişim, bu insan ben hariç tüm ailemle konuşuyor.Fakat ben onunla konuşamıyorum.İçimden gelmiyor.
Ama bir keresinde annemlere geldiğini duyunca yanına çıkmış hoşgeldiniz diyerek elini öpmüştüm.Hatırlıyorum da hiç bir şey hissetmediğim dün gibi aklımda

ANTALYA AKSEKİ ORMANA BELDESİ

Yıl 1990-1991 Antalya Akseki'de bir Halk Eğitim Müdürlüğü etkinliği çerçevesinde Milli Eğitim Şube Müdürü( Sonra Antalya İbradı Milli Eğitim Müdürü oldu) Hasan YILMAZ, Enver Kemaneci(şu an Denizli Acıpayam Lisesi Müdürü-25 Mayıs 2006), Yusuf YÜCE,Akseki İmam-Hatip Lisesi Müdürü Abdullah YILMAZ

ANTALYA AKSEKİ

Antalya Akseki İmam-Hatip Lisesi Müdür Yardımcıları Enver KEMANECİ,Yusuf YÜCE yıl 1990-1991

EMİNONU YENİ CAMİ-1

Yusuf Yüce,Ahmet Baydar,Muharrem Bostancı

EMİNONU YENİ CAMİ

Muharrem Bostancı,Ahmet Baydar,Abdullah Aksoy

YAYLA

Yaylanın yukarıdan goruntusu

CATAK-5

kamilgilin Ayse.torunu.safiye.annem

CATAK-4

annem.kamilgin ayse

CATAK-3

ibrahim.annem

CATAK-2

ibrahjm evin önünde yamaca karsı

YAYLADAN BİR GORUNTU-5

İbrahim.annem

YAYLADAN BİR GORUNTU-4

İbrahim Yuce

YAYLADAN BİR GORUNTU-3

Fidan(kızı), Dursun(oglu),Mahri-anne

CATAK ELMA BAHCESİ

İbrahim Yuce

YAYLADAN BİR GORUNTU-2

İbrahim Yuce(Davul), İdris Aslan(Zurna)

CATAK-1

mahri, medine karı(Allah rahmet eyleye), emmigilin gelin, fatili(Allah rahmet eyleye)

YAYLADAN BİR GORUNTU-1

MUHAMMDED YUCE,EBUBEKİR YUCE(ALLAH RAHMET EYLEYE)

YAYLADAN BİR GORUNTU

İBRAHİM YÜCE

CATAK

CATAK MAHALLESİ,KENDİ EVİMİZ VE MAHALLENİN KARSIDAN GORUNUSU,İBRAHİM YÜCE

CİFTLİK KOYU-HACIGİL-1

CİFTLİK KOYU-HACIGİL

TOZANLİ DESTANİ

Çıksam yücelere baksam yoluna

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Mail oldum mor menekşe, gülüne

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Tekeli’de mor çiçekler açılır

Yaz gelende ovalara göçülür

Irgatlar derilir otlar biçilir

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Asarcık’ta dokurlar al güllü şalı

Tekke’yi sorarsan erenler dolu

İpsile’de giyerler sırmalı şalı

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Çobankayası’na varsam otursam

Ulu destanları yazsam bitirsem

Tekeli’den mor çiçekler getirsem

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Koyun kuzu obasına çıkınca

Mor menekşe, burcu burcu kokunca

Dereler, çaylar boz bulanık akınca

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Tozanlı’da erenlerin durağı

Hubiyar Sultan, kırklar kurmuş otağı

Açılır baharda yeşil yaprağı

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

Bizden selam, Torluk ile Kümbet’e

Sılayı benzettim Ulu Cennet’e

KARAOĞLAN gurbette düştüm mihnete

Hayalin gönlümde tüter Tozanlı.

1700’lerde yaşamış olan Ozan KARAOĞLANDAN

ZELZELE DESTANI


Karanlıkta sesler geldi derinden,

Sanki dünya oynamıştı yerinden.

Kadir Mevla’m oynatıyor yerleri,

Viran kaldı baykuş öter köyleri.

Ulu Tanrım yardım eyle bizlere,

Öksüz yetim hep gelinlik kızlara,

Kanlı yaşlar doluverdi gözlere.

Felaket dertler baştan aşıyor,

Hükümet de yardımlara koşuyor.

Erzincan, Suşehri, Koylasar, Sivas,

Ey Ulu Tanrı sen eyle hâlâs.

Tokat, Reşadiye, Zile ovası,

Harap oldu çok aile yuvası.

Büyük Almus, İpsile’nin dağları,

Ölen öldü kan ağlıyor sağları.

Çok gençlerin murat alma çağları,

Lâle sümbül bezendi mi bağları.

Bütün Dünya yardım etti Türklere,

Zelzeleden mahsun kalan fertlere.

Kara duman kapladı mı dağlara,

Ölen öldü büyük sabır salara.

Tiyeri, Minare, Filtise, Sazak,

Kapandı yollar gelmiyor erzak.

Ortaköy, Kuzgölcük, Fındıcak, Ficek,

Buralar harabe Ayıp’a göçek.

Yoğunpelit, Dutdibi, Tığnıs tepesi,

Pek derinden gelir milletin sesi.

Ayvatlı, Çermicek, Göl’ün tepesi,

Allah Allah diyenin gelir sedası.

Değeryer’e kara çadır kuruldu,

Karalı haberler gece duyuldu.

Ohturum mektebi ışık yuvası,

Yeraltından gelir mürşidin sesi,

Yardımına koşar gelir annesi.

Dost İngiliz yardımları gönderir,

Alaman, Urusya geri dönderir.

Mısır, Afganistan, Hindistan gardaş,

Türkiye harabe imdada ulaş

26–27 Kanun-u evvel 1939

Osman SÖKER

CİFTLİK KOYU

ÇİFTLİKKÖY

Tokat’ın Almus ilçesine bağlı köy. Almus’a 38 km uzaklıktadır. Çiftlik,1906 da Reşadiye’nin ilçe olmasıyla buraya bağlandı.07.02.1987 tarihinde ise Almus’un köyü oldu. Çiftlik köyü kuruluşundan itibaren Tozanlı’ya bağlı olmadığı için tarihi hakkında detaylı bilgiye sahip değiliz.

Çiftlik köyü; Hamzalar, Aynacılı, Çatak, Hacıgil(merkez),Bakduman ve Kamuççek(Aşağı Kamuççek ve Yukarı Kamuççek) isimlerinde altı mahalleden oluşmakta.

Köyün tek muhtarlığı bulunuyor.

Ali Rıza ATASOY 1950 tarihinde Çiftlik köyü hakkında şu bilgileri vermekte:

“Merkezin güney batısında, beş buçuk saat uzakta, 80 haneli bir köydür. Resmî okulları yoktur.Geçim vaziyetleri iyidir.Bahusus Halil oğlu Bekir YILMAZ kuvvetli rençberdir.Tiryakioğlu Yusuf ve Ahmet KOÇ,Hüseyin oda sahibidirler.Muhtarı Mustafa KOÇ’dur.”458

NÜFUS

1845’te köyde 16 hane bulunmaktaydı. Bunlar; Tiyakioğlu Mehmet, Karazoğlu İbrahim; Yusufoğlu Süleyman,Hacıoğlu Ali, Hamzaoğlu Hüseyin,Hamzaoğlu Ali, Sekbanoğlu Hüseyin,Karamustafaoğlu Aydın,Kedhüdayerioğlu Mehmet,Aynacıoğlu İsmail,Tulukcuoğlu Halil,Tellioğlu Emin,Kahyayerioğlu Hasan ile Oğlacıoğlu Hasan’dı.

1967 tarihinde köyde 759 kişi yaşamaktaydı,1973’te ise 178 hanede 812 kişi yaşıyordu. Köyün 2000 yılı nüfusu 1800 kişidir. Bunun yaklaşık 200’ü köyde yaşamakta.

Ancak, yaz aylarında köyün nüfusu dört beş kat artmaktadır.

Günümüzde köyde yaşayan sülaleler; Aynacıoğlu, Aydınoğlu, Sağmenoğlu, Kilciler, Hamzaoğulları, Mustegiller, Tiryakioğulları, Hümmetler, Çıtışlar, Dabaklar, Yemenlilerdir.

İstanbul’da yaşayan Çiftlik köylüleri Alibeyköy, Esenler, Bağcılar, Esenyurt, Sefaköy ile Kurtköy’de kümelenmiş vaziyetteler.

EKONOMİ

1845 tarihinde Çiftlik köyünde 16 hanenin 233 dönüm ekili, 111 dönüm ekinsiz arazisi vardı. Köyde 87 sağılan koyun, 7 kısır koyun, 87 sağılan keçi, 52 kısır keçi, 15 sağılan inek, 4 kısır inek, 18 kuzu, 31 oğlak, 2 sağılan camus, 1 kısır camus, 3 düve, 8 tosun, 1 camus balağı, 2 camus öküzü, 19 koşum öküzü, 3 döllü kısrak, 1 tay, 4 merkep bulunuyordu.1 barkir vardı.1845’te kuzu ve oğlakların eksik yazıldığı dikkati çekmekte.

Çiftlik köyünde toplam 345 hayvan vardı. Hane başına düşen ortalama hayvan sayısı yaklaşık 22’dir.1845’te köy halkından İstanbul’da çalışan bulunmamakta.

Köyün toplam geliri 8836 kuruş, vergisi ise 1369 kuruş idi.459Köyde hane başına düşen ortalama gelir 522 kuruş, ortalama vergi ise yaklaşık 85 kuruştu. Gelir miktarı, Tozanlı ortalaması olan 365 kuruşun 187 kuruş üzerindedir. Gelirin yüksek olmasının sebebi omca sökümünden elde edilen gelirdir. Hane başına düşen ortalama ekilebilir arazi miktarı 14,5 dönüm, ekinsiz arazi miktarı 6,9 dönümdü. Çiftlik köyü 1845’ te Kafirni’ye bağlı olduğu için Tozanlı’nın genel toplamına dâhil edilmedi.

Köy halkı halen tarım ve hayvancılık ile orman işleriyle meşgul olmaktadır.

İstanbul’da yaşayanlar, genel olarak oto tamir, pimapen işleri, konfeksiyon, demir doğrama işlerinde çalışmaktalar.

EĞİTİM

Köy okulu beş sınıflı olarak eğitim öğretime devam etmekte. Köyden yetişen fakülte ve yüksekokul mezunları; Bekir YİĞİT (Makine Yüksek Müh.), Kazım YILMAZ ( Makine Teknikeri), Kemal BOLA (Pilot), Ömer ŞAHİN ( Polis), Selahattin KOÇ ( İmam), Sami YILMAZ (Tekniker), Cemal AYDIN (Mühendis), Ahmet ŞAHİN (Bankacı),Hüseyin KOÇ ( Mühendis), Uğur ŞİMŞEK (Elektrik Teknikeri) ile Yusuf YÜCE ( Öğretmen)’dir. Halen çeşitli branşlarda eğitimlerini devam ettirenlerde bulunmakta.

DERNEK

Çiftlik köyü derneği 1993 tarihinde kuruldu. Kurucuları; Kadir KOÇ, Ali TRAK, Halil KARACA, Ahmet KARACA, Salih KUZEL, Halil KUZEL, Mustafa UÇAR ve Muharrem KUZEL’dir. Şimdiye kadar ki dernek başkanları; Kadir KOÇ, Durmuş UÇAR, Halil KUZEL, Mustafa YİĞİT ile Hamza UÇAR’dır.

Dernek, halkın birlik ve beraberliğinde öncü oldu. Halkın da katkılarıyla telefonların bağlanması ve köy yollarının yaptırılmasını sağladı. Köprü, cami ve okulun yapımına katkıda bulunuldu.

Halk yaz aylarında piknik ve pilav günü düzenlemekte, bayramlarda bir araya gelmekteler. Köy halkından İdris ASLAN mehterlik, Özgür ŞİMŞEK ise ses sanatçılığı yapmaktadır.460

458 ATASOY, Prof.Dr.Ali Rıza; Tokat Reşadiye İlçesi Halk Kitabı, Sh. 617, İst. 1950

459 ML. VRD. TMT 14781

460 Çiftlik Köyü Derneği

KAYNAK:SİVAS-TOKAT TOZANLI KAZASI-FİKRİ KARAMAN