yusuf yüce

2006/08/16

KUZULUK GÜNLERİ 5

Kuzulukta yeni bir güne 10 Ağustos 2006 Perşembe günü sabah beş gibi yine merhaba diyor ve Âlemlerin Rabbine olan mutlak borcumuzu ödemek düşüncesiyle gereğini yapıp tekrar bir miktar daha uyumak üzere uzanıyorum.

Yeni güne asıl olarak saat dokuz gibi başlıyoruz.

Bu gün kahvaltıyı beklemeyip çay suyu kaynayınca bir kahve içerek başlıyorum. Arkasından çay hazırlanıp sofraya herkes oturunca bir kahve daha içiyorum. Kahvaltı öncesi biraz atıştırdığım için masadakilere eşlik etmiş gibi oldum. Ancak kahvaltı öncesi küçük Saide tarafımdan sebep olunan ağlamasını tamamladı. Sofra ortada iken Saide’nin bahçe krizi nüksetti ve ablası tarafından bahçeye çıkarılarak kriz kısa sürede atlatıldı. Geri dönüşle beraber Saide’nin yeni krizi nüksettiği için tekrar bahçeye indirildi.

Kahvaltı sonrası artık her gün yaptığım bilgisayar ile bir şeyler yapma kısa yazı yazma, müzik dinleme etkinliklerime vakit gelmişti. Bu arada bu günü yazmaya da başlamış oldum.

Bilgisayara bir miktar ara vererek namaz kıldım. Namazdan sonra tekrar bilgisayarla baş başa idim.

Bu arada bu gün havanın çok sıcak olduğunu ifade etmeliyim. Hava sıcak ama ara sıra güzel bir esinti var. Kötü olan ise balkonda komşunun içtiği sigara dumanına ve kötü kokusuna ortak olmak zorunda kalmam.

Pansiyonda bu gün sanırım iki oda boşaldı. Biri akşamdan boşaltılmış idi, diğeri ise sabah boşaltıldı.

Öğleye kadar bir iki kişi pansiyonda yer bakıp gittiler. Durumu bilmiyorum. Sadece gördüğüm gelen ve gidenler var. Öğleden sonra yanımızdaki ikinci odaya kalabalık bir aile yerleşti. Odaya bakıp sanırım yiyecek içecek almak üzere çarşıya gittiler. Bu arada yeni komşularımızın ağızlarının çok laf yaptığını düşündüğümü belirtmeden geçemeyeceğim.

Yanımızdaki odada tahminen altmış yaşlarında bir amca yalnız kalıyor. Bu amcanın ayaklarının şiş olduğunu ve kaplıcaya bunun için geldiğini biriyle konuşurken duydum. Bu arada ayaklarında şişlikten dolayı görünmeyen damarlarının şu anda görünür hale geldiğini anlattığını da duyduğumu hatırlıyorum.

Bu arada annemin de buraya gelirse ağrılarına iyi gelebileceğini ilk gün suya girince düşündüğümü hatırladım. İstanbul’a döner dönmez buraya gelmesi için ikna etmeye çalışacağım inşallah.

Günün her saatinde var olan hiç bitmeyen küçük Saide’nin lüzumlu lüzumsuz çığlıkları her an devam ediyor.

İkindi yakını bu günün küvet sefasını başlatmıştım. Çıkışta ikindi namazını kılıp bir süre dinlendikten ve terimi soğuttuktan sonra markete gidip alışveriş yapıp döndük çocuklarla beraber. Aldıklarımız arasında Saide Nur’un dondisi (dondurma) vardı. Dondurmayı yedik sonra ben tekrar bilgisayarla uğraşmaya başladım. Bilgisayarla birkaç farklı iş ve işlem yapıp Halime ile birkaç slayt yazısı okuduk. Son olarak açtığım slayt yazısı sesi kapanmayan, kapatılamayan bir sayfa açtı ve herkesi rahatsız edecek kadar çok ses yayını başladı. Yani bilgisayarım donmuş ama ses devam ediyordu. İki üç dakika bilgisayarı kapatmayı başaramadım. Hiç istemeden iki üç dakika herkesi rahatsız etmiştim.

Bu arada akşam yemeğimiz hazırlanıyordu. Birazdan akşam yemeğimizi yiyeceğiz.

Bu akşam en şiddetli sivrisinek saldırısına maruz kaldığımızı ifade etmeden geçemeyeceğim. O kadar ki yatmadan önce odayı ilaçlamama rağmen gece bir kere daha ilaçladım yinede bu sorunumuz gece boyu devam etti.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home