KUZULUK GÜNLERİ 2
Bu gün pansiyonda ikinci günümüz. Sabah beşte kalktıktan sonra tekrar uyumayı düşünerek uzandım. Sanırım saat dokuza doğru tekrar uyandım ve bu kez kalktım.
Sonra kahvaltımızı yaptık. Kahvaltımız çay ve hazırlanan çeşitli kahvaltılık malzemelerdi. Kahvaltıdan sonra bir miktar çevreyi seyrettim gördüğüm kadarıyla. Sonra daha önceden alıp getirdiğim üç dergiden birini alıp okumaya başladım akşamdan kaldığım yerden itibaren.
Bu sırada Davut ve çocukları küvette idiler. Ben bir taraftan dergimi okumaya çalışırken pansiyon sahibinin yanımda olduğunu fark ettim. Sabah güneş ışıklarının direk ulaştığı bir yerde olan Hamağın yerini değiştirmişti Davut. Bu konuda başkalarını rahatsız eder diye ilk olarak hamak için düşündüğümüz yeri değiştirdiğimizi söylemeliyim.
Pansiyon sahibi başladı sitem, şikâyet veya isteklerini sıralamaya ben sadece dinliyordum:
Hamak uygun yerde değil bunu şuraya alın. Bu konuda haklıydı ancak bizde bu konuyu düşünmüş o an sadece güneş ışığı nedeniyle bu durum olmuştu.
Ayrıca çocuklar kesinlikle kaplıca suyuna girmemeli diyordu. Ben kendisine ilk defa geldiğimi ama daha önce de burada kalan Davut’a bunları söyleyip söylemediğini sordum. Bu durumda işin rengi değişti. İçerde yazılı olarak asılan kuralların olduğunu söylemesinin gerekmediğini ifade etti. O anda içimden olabildiğince sert bir şekilde ve gerekirse pansiyonu terk etmek düşüncesiyle bana neden söylüyorsun belki ben yazınızı okudum demek geçti doğrusu. Ancak sadece Davut’la konuşup kendisine bir şeyler söyleyeceğimi ifade ettim.
Davut banyodan çıkınca konuyu kendisi ile konuştuk. Ya beraber konuşalım ya kendin konuş sorun olabilir dedim. Çünkü Davut İstanbul’a dönüyordu. Ayrıca benzer bir durumda hemen İstanbul’dan buraya dönmek zorunda kalabilirsin dedim. O da olabilir hemen gelirim çağırırsanız dedi. Ama ayrılmadan sanırım pansiyon sahibi ile konuştu.
Sonra öğleye doğru Davut İstanbul’a doğru yola çıktı.
Ben bir müddet içeride uzandım. Çok kısa bir süre de olsa uyumuşum.
Uykudan uyandıktan sonra dün ve bu günü kısaca yazmaya karar verdim
Ümit ediyorum bundan sonra günlük yazabilecek kadar zaman bulurum.
Bu arada Kamile yemek yapmaya başladı. Fasulye yemeği yapıyordu tencere ile ve küçük Saide Nur ona yardım etme düşüncesinden hiç uzaklaşmıyordu. Ama asıl sürpriz gelişme biraz sonra ortaya çıktı. Kamile’nin yemek tenceresinin delik olmasını unutup suyu da doldurmasıyla beraber tencere akıtmaya başladı. Ve o zaman uyanabildi tencerenin delik olduğu hususunda Kamile.
Saide Nur sürekli dışarı çıkmak istiyor haklı olarak sıcak havaya itiraz ediyordu bir yönüyle. Ancak ablaları Nuriye ve Halime bu konuda pek duyarlı davranmıyorlar. Annelerinin tüm ısrarına rağmen kardeşlerini dışarı çıkarmak hususunda ikna olmuyorlardı. Sonuçta anneleri küçüğü dışarı çıkarıp dolaştırıyordu. Bunun üzerine uygun bir dille annesine itiraz etmemesi gereğini Nuriye’ye hatırlatmaya çalıştım. İlerleyen saatlerde bu uyarının etkisini görmem beni memnun etti.
İkindiden sonra hep beraber dışarı çıktılar. Ben Kamile’ye harçlık verdim ve pansiyonda kaldım.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home